Korsanfan.Com - One Piece Türkiye
Korsanfan.Com - One Piece Türkiye
Neler yeni

İz Bırakan Kitap Cümleleri

"aşkın aldı benden beni
bana seni gerek seni
ben yanarım dün ü günü
bana seni gerek seni

ne varlığa sevinirim
ne yokluğa yerinirim
aşkın ile avunurum
bana seni gerek seni

aşkın aşıklar oldurur
aşk denizine daldırır
tecelli ile doldurur
bana seni gerek seni

aşkın şarabından içem
mecnun olup dağa düşem
sensin dünü gün endişem
bana seni gerek seni

sufilere sohbet gerek
ahilere ahret gerek
mecnunlara leyla gerek
bana seni gerek seni

eğer beni öldüreler
külüm göğe savuralar
toprağım anda çağıra
bana seni gerek seni

cennet cennet dedikleri
birkaç köşkle birkaç huri
isteyene ver onları
bana seni gerek seni

yunus'dürür benim adım
gün geçtikçe artar odum
iki cihanda maksudum
bana seni gerek seni"


Yunus Emre
 
Salonundaki başlıca iki süs eşyası,Cornelius De Witte'in İncil'inin altın çerçeveler içine konulmuş iki sayfasıydı. İlk sayfada vaftiz babasının ondan Marki De Louvois ile yaptığı yazışmaları yakmasını istediği mektup yazılıydı. İkincisinde ise Rosa'nın yirmi altı,yirmi sekiz yaşlarında,sevdiği ve onu seven birisiyle evlenmesi şartıyla ona lâle soğanlarını bıraktığı vasiyetnamesi yazılıydı. Zaten bu şart fazlasıyla yerine gelitirilmişti çünkü Cornelius hâlâ hayattaydı.
Ve bir başka Isaac Boxtel'den korunmak için,Grotius'un kaçmadan önce hapishane duvarına kazıdığı şu satırları kendi kapısına yazdı.
"Bazen bir insan, 'Çok mutluyum' diyemeyecek kadar çok acı çekmiş olabilir."
-Siyah Lâle,Alexandre Dumas
 
Bu konu kitaplardan beğendiğimiz bölümlerin yazılması için açılmış ama başlık seçimi bence uygun olmamış. İz bırakan kitap cümleleri denince akla daha çok duygusal bağlamda bir şeyler geliyor. Her neyse ben de Kralların Yolu kitabından beğendiğim bir yeri paylaşıp boş yapmayı bırakayım.

Bir defasında sırtında kafasından daha büyük bir taş taşıyan cılız bir adam gördüm. Ağırlığın altında tökezliyordu; güneşin altında sadece bir peştamal ile gömleksizdi. Kalabalık bir anayol boyunca yalpalaya yalpalaya yürüyordu, insanlar ona yol açıyordu. Onun hâlinden anladıkları için değil ama adımlarının ivmesinden korktukları için. Bunun gibi birinin önünde durmaya cesaret edemezdin.
Hükümdar da bu adam gibidir, bir krallığın yükü omuzlarında yalpalayarak ilerler. Çoğu kişi önünden çekilir ama çok azı müdahale ederek taşı taşımasına yardım etmeye gönüllüdür. Kendilerini fazladan yüklerle dolu bir ömre mahkûm etmesinler diye işe bağlanmayı istemezler.
O gün arabamı terk ettim ve taşı alarak adam için taşıdım. İnanıyorum ki muhafızlarım utanmıştı. Kişi böyle bir işi yapan gömleksiz bir garibanı görmezden gelebilir ama hiç kimse yükü paylaşan bir kralı görmezden gelemez. Belki de daha sık yerlerimizi değiştirmeliyiz. Eğer bir kral insanların en fakirinin yükünü üstüne alırken görülürse, belki ona da o gözle görülmeyen ama fazlasıyla yıldırıcı olan kendi yükünde yardım edecek olanlar çıkar.
------Fırtınaışığı Arşivinden devam.----

Haberci fısıldadı. “İki kör adam bir çağın sonunda durmuş güzelliği düşünüyordu. Dünyanın en yüksek uçurumunun tepesinde oturmuş, diyarlara tepeden bakıyor ve hiçbir şey görmüyorlardı.”

"Ha?” Shallan ona baktı.

“Güzellik bir adamın elinden alınabilir mi?” diye sordu birincisi İkincisine. ‘Benden alınmıştır,’ diye cevap verdi İkincisi. ‘Çünkü ben onu hatırlayamıyorum.’ Bu adam çocukken geçirdiği bir kazada kör olmuştu. ‘Her gece görüşümü geri versin diye Ötedeki Tanrı’ya dua ediyorum ki, tekrar güzelliği bulabileyim.’

‘O zaman güzellik kişinin görmesinin gerekli olduğu bir şey mi?’ diye sordu birincisi.

'Elbette. Onun doğası bu. Kişi bir sanat eserini görmeden nasıl takdir edebilir?’ ‘Ben bir müzik eserini duyabilirim,’ dedi birincisi.

‘Pekâlâ, güzelliğin bazı çeşitlerini duyabilirsin; ama görüş olmadan tam güzelliği bilemezsin. Güzelliğin sadece küçük bir kısmını bilebilirsin.’

‘Bir heykel,’ dedi birincisi. ‘Ben onun hatlarını ve kıvrımlarını sıradan kayayı sıra dışı harikaya dönüştürmüş olan keskinin dokunuşunu hissedemez miyim?’

‘Belki,’ dedi İkincisi, ‘bir heykelin güzelliğini de bilebilirsin.’

‘Peki ya yemeğin güzelliğinden ne haber? Bir şef damakları şenlendirmek için bir şaheser yarattığı zaman bu bir sanat eseri değil midir?’

‘Belki,’ dedi İkincisi, ‘bir şefin sanatının güzelliğini de bilebilirsin.’

Teki ya bir kadının güzelliğinden ne haber?’ dedi birincisi. ‘Ben onun güzelliğini dokunuşunun yumuşaklığından, sesinin nezaketinden, bana felsefe okurken zihninin keskinliğinden bilemez miyim? Bu güzelliği bilemez miyim? Güzelliğin çoğu çeşidini gözlerim olmadan bile bilemiyor muyum?’

‘Pekâlâ,’ dedi İkincisi. ‘Ama ya kulakların kesilseydi, duyma yetin elinden alınsaydı? Dilin kopartılsa, ağzın kapatılsa, koku duyun yok edilse? Ya derin yakılsaydı da artık hissedemez olsaydın? Ya sana bırakılmış olan tek şey acı olsaydı? O zaman güzelliği bilemezdin. Güzellik bir adamın elinden alınabilir."

Haberci duraklayarak Shallan’a doğru başını eğdi.

“Ne?” diye sordu Shallan.

“Sen ne düşünüyorsun? Güzellik bir adamın elinden alınabilir mi? Eğer dokunamaz, duyamaz, göremez, tadamaz, koklayamaz olsaydı... Bildiği tek şey acı olsaydı? Güzellik o adamın elinden alınmış olur muydu?”

“Ee...” Bunun herhangi bir şeyle ne ilgisi vardı ki? “Acı günden güne değişiyor mu?”

“Diyelim ki değişiyor,” dedi haberci.

“O zaman güzellik, o kişi açısından acının azaldığı zamanlar olurdu. Neden bana bu hikâyeyi anlatıyorsun?”

Haberci gülümsedi. “İnsan olmak güzelliği aramaktır Shallan. Umutsuzluğa kapılma, yolunda dikenler büyümüş diye avı bitirme.
------Parlayan Sözler, Brandon Sanderson-----
 
Son düzenleme:
"Ölmüş olması insanı alçaklıktan kurtarmaz ki." Hayır, savunma yapmıyordu, sakin
sakin izah ediyordu. "Hepimiz öleceğiz. Gözlerimizi hayata yumunca yaptığımız kötülükler
silinecek mi? İşlenen cinayetler, işlenmemiş mi olacak? Zalimlikler yaşanmamış mı
sayılacak? Kötüler ölünce alçaklıklarından kurtuluyorsa, iyi insanların yaptıkları olumlu,
güzel şeyler ne olacak?" Eğilerek yardımcımın gözlerinin içine baktı, meydan okur gibi
değil, açıklamaya çalışır gibi. "Ölüm, kötüyü aklamaz Ali Komiser. Kötüyü aklayacak tek
şey iyiliktir. Yaptığın kötülükten daha fazla iyilik yaparsan aklanırsın ancak. Hayır, Necdet
yaşarken iyi biri değildi, ölünce de iyi bir insana dönüşmedi."

İstanbul Hatırası - Ahmet Ümit

Çok önceden okumuştum ama nedense yine aklıma geldi.
 
İz bırakma değilde aklıma gelen sevdiğim sözleri yazacak olursam

Balon deliydi, Aerys ondan daha deliydi ve Euron hepsinden de daha deli-Victarion Greyjoy

Ben kılıç kullanmayı şafak kılıcı Arthur Dayne'den öğrendim. Sağ eliyle işerken sol eliyle beşinizi birden yenebilirdi-Jaime Lannister
 
Hayvanlar, “Bütün hayvanlar eşittir” ilkesini hatırlayıp, “Bu nasıl eşitlik?” diye kendi söylenmeye başlayınca ilk defa duvardaki kuralların tamamen değiştiğini fark ederler. En can alıcı olan değişiklik ise son kuralla ilgilidir.

“Bütün hayvanlar eşittir fakat bazı hayvanlar ötekilerden daha fazla eşittir.”
 

Bu Konuya Bakmış Kullanıcılar (Üye: 0, Ziyaretçi: 1)

Korsanfan.com Her Hakkı Saklıdır. 2008-2023.
Tasarım Korsanfan V.6.0
Yukarı Çık