Korsanfan.Com - One Piece Türkiye
Korsanfan.Com - One Piece Türkiye
Neler yeni

[Tanıtım] Animan

Şifreyi hatırladım. :at:

Animan çevirmen ismini görünce başka çevirmen aratan kişi. Bir şeyler kanıtlamaya çalışmak adına sanatın toplum için değil de sanat için olduğu görüşüyle kafayı sıyırmış, insanların hepsinin tatlı sevdiği bir dünyada kendisi tek aşçı rütbesi alsa herkesi acıya alıştırma uğruna açlıktan öldürecek ve insanlara bir şeyleri fark ettirmeye çalışırken kendini buna kaptırıp görüşünün sorgulanabilirliğini bile fark görmezden gelmesine sebep olacak, burada alakasız eleştirilerle bağnaz muamelesi yaptığı herkesten daha bağnaz olan kişidir.
Düşünsene böyle bir arkadaşınız var, ne kafa açar moruk...


Yoksa Dragon'un çevirisinde Maymun D. Ejderha mı yazıyor? :mad:
Hayır, çünkü Dragon teknik olarak adını yansıtmıyor. Ha yansıtmasa da çevrilebilir. Katalanca çevirmiş. :) Ben tercih etmedim.


Evet, bu kadar tantanadan sonra Türkçe kullanıcı ismi görmek doğal olurdu.
Animan kelimesi Türkçe olarak yorumlanabilir. -man Türkçede bir son ektir. Uz-man, Yaz-man, Okut-man gibi. Lütfen Türkçe öğrenin.

Luffy'de Maymun oğlu Maymun oluyor:oops:
de-da ayrımını bile bilmemek... Yıl 2026
 
Animan kelimesi Türkçe olarak yorumlanabilir. -man Türkçede bir son ektir. Uz-man, Yaz-man, Okut-man gibi. Lütfen Türkçe öğrenin.
Bu kelimelerin hepsi cumhuriyet sonrası yapılan dil devrimiyle türetilmiş kelimeler. Bunlardaki son ekin Türkçe kökenli olup olmadığı da tartışmalı. Geoffrey Lewis'in Türk dil reformu üzerine yazdığı bir kitaptan alıntı bırakıyorum:

-men/man. One word that had to go was mütehassıs 'expert', not just because its initial m and its lack of vowel harmony branded it as Arabic but also because it was too easily confused with another Arabic borrowing, mütehassis 'sensitive'. Its replacement was uzman, said to have been invented by Köprülü, although he never used it himself. The first syllable was an old word for 'skilled craftsman' and the second might have been the intensive suffix seen in şişman 'fat' and kocaman 'huge'. But it was not; it was another -man, long familiar to Turks in the word vatman 'tram-driver' (sometimes used in place of asansörcü for the operator of a lift or elevator). For the benefit of readers born since the heyday of the tram or streetcar, it should be explained that vatman is the Turkish spelling of the French wattman, compounded of the two English words watt, the unit of electric power, and man. Fired by the success of uzman, the reformers went around adding the suffix to verb-stems, producing such misbegotten words as öğretmen 'teacher', yazman 'secretary', okutman 'lector', and seçmen 'voter'. Koruman 'trustee' is found in legal language. Less successful was the attempt to replace cerrah [A] 'surgeon' by yarman, from yarmak 'to split'. Its failure was due to the good sense of Turks at large and of Turkish surgeons in particular, who prefer to call themselves operatör anyway.

This suffix also helped to inspire the creation of teğmen 'first lieutenant'.6 After the promulgation of the Surnames Law in 1934, Ibrahim Necmi, for many years Secretary-General ('Genel Yazman') of the Language Society, chose 'Dilmen' for his surname, compounded of Turkish dil 'language' and non-Turkish man. The suffix appears also in barmen 'barman' (which by the mid-1990s had acquired a feminine form, barmeyd, replacing the earlier kadın barmen), formen 'foreman', sportmen 'sportsman', and rekortmen 'record holder'. It is not clear why the last syllable of all these words except uzman (the inspiration for the man of which is plausibly reputed to be the second syllable of German Fachmann 'expert') is -men rather than -man as the laws of vowel harmony and the analogy of vatman would have led one to expect. It may be significant that Russian uses rekordmen, whereas recordman is a French invention (1889). In the early 1950s the façade of the İnönü Stadium in Istanbul bore the slogan 'Sportmen, Centilmen İnsandır' (The sportsman is a gentlemanly person), but sporcu is more usual nowadays. Other proposed -men words, which fell by the wayside, were savaşman 'warrior', öç men 'vengeful', bakman 'inspector', uçman 'aviator', and ökmen 'judge'.

Kalkıp da bu kelimeler Türkçe değildir preskriptivistliği yapmayacağım fakat nickine karşı gösterilen refleks doğal bence.

Çevirilerine gelecek olursak, bence özel isimleri direkt çevirmemek gerekiyor. Nami'ye dalga, Sanji'ye üçüncü, Usopp'a yalanpp demek seriyi yepyeni bir bağlama taşımak demek oluyor. Kuma'nın geçtiği bir sahnede "baksana ayı!" denmesi, bağlamı bulanıklaştırıyor. Karakterin canon romanizasyonları varken, yazımını yerelleştirmeye çalışmak da bana ilginç geliyor. Romanizasyonu yalnızca transliterasyon olarak alıp, "ルフィ" isminin romanizasyonu "rufi" idir, bunun "Luffy" olarak yazılması bir çeviridir diyorsun anladığım kadarıyla. Romanizasyonun tranksripsiyon olarak da ele alınabileceğini, "ルフィ" isminin "Luffy" diye transkribe edilmesinin de İngilizce fonetiğine ve ortografisine uyduğunu düşünüyorum. Japonca ciltlerde de aranıyor posterlerinde bu şekilde yazılıyor çünkü. Burada fonetik/ortografik tercihin İngilizce yönünde yapılması yazar tercihi, nasıl King ve Queen'in katakana yazımlarının İngilizcedeki bu kelimelere sevkettiğini varsayıyorsak, aynı şekilde yazarın tercihine saygı duymak gerekir. Oda bir röportajında Luffy'nin adının İngilizce Luff (orsa etmek, rüzgâra doğru yelken almak) sözcüğünden gelmesinden memnun olduğunu belirtmişti. İsmi bu niyetle koymamış olsa da bu bağlantıyı benimsemiş yani. Orsacık demiyoruz karaktere yine de.

Özel isimlerin çevrilmesine (?) istisna, Kuma'nın soyadına yaptığın çeviri bence. Havarinin hâlihazırda bir Türkçesi varsa, özellikle Bartholomew gibi Türkçede dil döndürmenin zor olduğu bir ismi o şekilde çevirmek OK'tur bence. Bu konuda çevirmen inisiyatifi devreye giriyor, bu işin ucu da Micheal Jordan'ın, Mikail Ürdün diye çevrilmesine çıkıyor çünkü.

Özel isim değil de lakaplara gelirsek, bunlar daha çevrilebilirler bence. Kuroashi'nin Kara Bacak, Mugiwara'nın Hasır Şapka olması eserin okunabilirliğini arttırıyor. Buralarda kelime oyunu olsa da (wara hem hasır, hem de kahkaha yansımasını ifade ediyor) bunların çevrilmesi imkânsız zaten. King ve Queen gibi lakapların çevrilmesiyse Oda'nın niyetini aşıyor yine bence. Kaido'nun tayfa temasını oluştururken, yabancı/batılı bir ambiyans da işin içine giriyor. Japonca bir seride, İngilizce bir tema yaratılıyor, kültürel çağrışım hedefleniyor. Her şeyin Türkçeye çevrildiği bir eserde, bunların da Türkçeleştirilmesi bu bağlamdan koparıyor tayfa temasını. Ayrıca önceki sayfalarda bahsedildiği gibi King'in hem kral, hem de kart oyunlarındaki papaz anlamlarına gelmesi gibi kelime oyunları söz konusu. Japonca kelime oyunlarını aktarmak mümkün olmasa da İngilzice üzerinden kurulanların okuyucularca anlaşılacağını varsaymak gerekiyor bence. Roman çevirisi yapmıyorsun sonuçta, scanlation çevirisi yapıyorsun. Gold Roger'ı, Altın Roger diye çevirirsen "aslında adım Altın Roger değil, Gol D. Roger" kelime oyunun hiçbir anlamı kalmıyor. "Altı N. Roger" gibi komik bir çeviri yaparsan da Dünya Hükûmeti'nin "D." adının üstünü kapattığı bağlamı yok etmiş oluyorsun. Bu noktada okuyucuların artık "gold" kelimesinin ne anlama geldiğini bileceklerini varsayman gerekiyor.

Monkey soyadı için de aynısını düşünüyorum. Japoncada maymun "saru", monkey değil. Luffy'nin soyadı tabii ki maymuna işaret ediyor ama orijinal eserde başka bir dilde telaffuz edilen adı, çeviride tek dile indirgemek, nüans kaybına yol açıyor bence. Kizaru için "ışık maymunu" demen bile daha OK geliyor bana.

Hem lakabın, hem özel ismin çevrildiği bir örnek (鷹の目のミホーク): Şahin Gözlü Şahin Göz. Burada Mihawk'u olduğu gibi bırakmak daha makul bir çeviri sanki.

Yani, yazıda tamamen tutarlı bir çeviri düsturu vermediğimin farkındayım; scanlation topluluklarının sosyolojik yapısı, seri içindeki kültürel göndermeler ve kelime oyunları gibi şeyler bu kadar katı konuşmaya engel oluyor. Seriyi en iyi yine Japoncasından, ondan sonra da İngilizcesinden (bu dile sürekli yapılan göndermeler neticesinde) tüketebilirsin. Hedeflediğin gibi bu iki dildekine yakın bir anlaşılırlık yakalaman serinin yapısı gereği imkânsız geliyor bana.
 
Bu kelimelerin hepsi cumhuriyet sonrası yapılan dil devrimiyle türetilmiş kelimeler. Bunlardaki son ekin Türkçe kökenli olup olmadığı da tartışmalı. Geoffrey Lewis'in Türk dil reformu üzerine yazdığı bir kitaptan alıntı bırakıyorum:

-men/man. One word that had to go was mütehassıs 'expert', not just because its initial m and its lack of vowel harmony branded it as Arabic but also because it was too easily confused with another Arabic borrowing, mütehassis 'sensitive'. Its replacement was uzman, said to have been invented by Köprülü, although he never used it himself. The first syllable was an old word for 'skilled craftsman' and the second might have been the intensive suffix seen in şişman 'fat' and kocaman 'huge'. But it was not; it was another -man, long familiar to Turks in the word vatman 'tram-driver' (sometimes used in place of asansörcü for the operator of a lift or elevator). For the benefit of readers born since the heyday of the tram or streetcar, it should be explained that vatman is the Turkish spelling of the French wattman, compounded of the two English words watt, the unit of electric power, and man. Fired by the success of uzman, the reformers went around adding the suffix to verb-stems, producing such misbegotten words as öğretmen 'teacher', yazman 'secretary', okutman 'lector', and seçmen 'voter'. Koruman 'trustee' is found in legal language. Less successful was the attempt to replace cerrah [A] 'surgeon' by yarman, from yarmak 'to split'. Its failure was due to the good sense of Turks at large and of Turkish surgeons in particular, who prefer to call themselves operatör anyway.

This suffix also helped to inspire the creation of teğmen 'first lieutenant'.6 After the promulgation of the Surnames Law in 1934, Ibrahim Necmi, for many years Secretary-General ('Genel Yazman') of the Language Society, chose 'Dilmen' for his surname, compounded of Turkish dil 'language' and non-Turkish man. The suffix appears also in barmen 'barman' (which by the mid-1990s had acquired a feminine form, barmeyd, replacing the earlier kadın barmen), formen 'foreman', sportmen 'sportsman', and rekortmen 'record holder'. It is not clear why the last syllable of all these words except uzman (the inspiration for the man of which is plausibly reputed to be the second syllable of German Fachmann 'expert') is -men rather than -man as the laws of vowel harmony and the analogy of vatman would have led one to expect. It may be significant that Russian uses rekordmen, whereas recordman is a French invention (1889). In the early 1950s the façade of the İnönü Stadium in Istanbul bore the slogan 'Sportmen, Centilmen İnsandır' (The sportsman is a gentlemanly person), but sporcu is more usual nowadays. Other proposed -men words, which fell by the wayside, were savaşman 'warrior', öç men 'vengeful', bakman 'inspector', uçman 'aviator', and ökmen 'judge'.

Kalkıp da bu kelimeler Türkçe değildir preskriptivistliği yapmayacağım fakat nickine karşı gösterilen refleks doğal bence.

Çevirilerine gelecek olursak, bence özel isimleri direkt çevirmemek gerekiyor. Nami'ye dalga, Sanji'ye üçüncü, Usopp'a yalanpp demek seriyi yepyeni bir bağlama taşımak demek oluyor. Kuma'nın geçtiği bir sahnede "baksana ayı!" denmesi, bağlamı bulanıklaştırıyor. Karakterin canon romanizasyonları varken, yazımını yerelleştirmeye çalışmak da bana ilginç geliyor. Romanizasyonu yalnızca transliterasyon olarak alıp, "ルフィ" isminin romanizasyonu "rufi" idir, bunun "Luffy" olarak yazılması bir çeviridir diyorsun anladığım kadarıyla. Romanizasyonun tranksripsiyon olarak da ele alınabileceğini, "ルフィ" isminin "Luffy" diye transkribe edilmesinin de İngilizce fonetiğine ve ortografisine uyduğunu düşünüyorum. Japonca ciltlerde de aranıyor posterlerinde bu şekilde yazılıyor çünkü. Burada fonetik/ortografik tercihin İngilizce yönünde yapılması yazar tercihi, nasıl King ve Queen'in katakana yazımlarının İngilizcedeki bu kelimelere sevkettiğini varsayıyorsak, aynı şekilde yazarın tercihine saygı duymak gerekir. Oda bir röportajında Luffy'nin adının İngilizce Luff (orsa etmek, rüzgâra doğru yelken almak) sözcüğünden gelmesinden memnun olduğunu belirtmişti. İsmi bu niyetle koymamış olsa da bu bağlantıyı benimsemiş yani. Orsacık demiyoruz karaktere yine de.

Özel isimlerin çevrilmesine (?) istisna, Kuma'nın soyadına yaptığın çeviri bence. Havarinin hâlihazırda bir Türkçesi varsa, özellikle Bartholomew gibi Türkçede dil döndürmenin zor olduğu bir ismi o şekilde çevirmek OK'tur bence. Bu konuda çevirmen inisiyatifi devreye giriyor, bu işin ucu da Micheal Jordan'ın, Mikail Ürdün diye çevrilmesine çıkıyor çünkü.

Özel isim değil de lakaplara gelirsek, bunlar daha çevrilebilirler bence. Kuroashi'nin Kara Bacak, Mugiwara'nın Hasır Şapka olması eserin okunabilirliğini arttırıyor. Buralarda kelime oyunu olsa da (wara hem hasır, hem de kahkaha yansımasını ifade ediyor) bunların çevrilmesi imkânsız zaten. King ve Queen gibi lakapların çevrilmesiyse Oda'nın niyetini aşıyor yine bence. Kaido'nun tayfa temasını oluştururken, yabancı/batılı bir ambiyans da işin içine giriyor. Japonca bir seride, İngilizce bir tema yaratılıyor, kültürel çağrışım hedefleniyor. Her şeyin Türkçeye çevrildiği bir eserde, bunların da Türkçeleştirilmesi bu bağlamdan koparıyor tayfa temasını. Ayrıca önceki sayfalarda bahsedildiği gibi King'in hem kral, hem de kart oyunlarındaki papaz anlamlarına gelmesi gibi kelime oyunları söz konusu. Japonca kelime oyunlarını aktarmak mümkün olmasa da İngilzice üzerinden kurulanların okuyucularca anlaşılacağını varsaymak gerekiyor bence. Roman çevirisi yapmıyorsun sonuçta, scanlation çevirisi yapıyorsun. Gold Roger'ı, Altın Roger diye çevirirsen "aslında adım Altın Roger değil, Gol D. Roger" kelime oyunun hiçbir anlamı kalmıyor. "Altı N. Roger" gibi komik bir çeviri yaparsan da Dünya Hükûmeti'nin "D." adının üstünü kapattığı bağlamı yok etmiş oluyorsun. Bu noktada okuyucuların artık "gold" kelimesinin ne anlama geldiğini bileceklerini varsayman gerekiyor.

Monkey soyadı için de aynısını düşünüyorum. Japoncada maymun "saru", monkey değil. Luffy'nin soyadı tabii ki maymuna işaret ediyor ama orijinal eserde başka bir dilde telaffuz edilen adı, çeviride tek dile indirgemek, nüans kaybına yol açıyor bence. Kizaru için "ışık maymunu" demen bile daha OK geliyor bana.

Hem lakabın, hem özel ismin çevrildiği bir örnek (鷹の目のミホーク): Şahin Gözlü Şahin Göz. Burada Mihawk'u olduğu gibi bırakmak daha makul bir çeviri sanki.

Yani, yazıda tamamen tutarlı bir çeviri düsturu vermediğimin farkındayım; scanlation topluluklarının sosyolojik yapısı, seri içindeki kültürel göndermeler ve kelime oyunları gibi şeyler bu kadar katı konuşmaya engel oluyor. Seriyi en iyi yine Japoncasından, ondan sonra da İngilizcesinden (bu dile sürekli yapılan göndermeler neticesinde) tüketebilirsin. Hedeflediğin gibi bu iki dildekine yakın bir anlaşılırlık yakalaman serinin yapısı gereği imkânsız geliyor bana.
Paragrafındaki kısımlara tırnak içine alarak yanıt vereceğim.

"Bu kelimelerin hepsi cumhuriyet sonrası yapılan dil devrimiyle türetilmiş kelimeler. Bunlardaki son ekin Türkçe kökenli olup olmadığı da tartışmalı. Geoffrey Lewis'in Türk dil reformu üzerine yazdığı bir kitaptan alıntı bırakıyorum:"
— Bir kelimenin etimolojisi değersizdir. Örnek verdiğim kelimeleri anlıyor musun? Anlıyorsun, demek ki kavrıyorsun. Bu bağlamda Geoffrey Lewis gibi dil bilimine etimolojik yaklaşabilecek kadar cahil biri ve yazdığı kitabın kendisinin de adı gibi "trajik" olması başka bir dosya konusu.

"Çevirilerine gelecek olursak, bence özel isimleri direkt çevirmemek gerekiyor."
— Çeviri bağlamsal çizgide ilerler, gerekirse direkt de çevrilir.

"Nami'ye dalga, Sanji'ye üçüncü, Usopp'a yalanpp demek seriyi yepyeni bir bağlama taşımak demek oluyor."
— Karakterler gerekirse bu şekilde çevrilir. Nami'ye Dalga demek gerekir mi? Hayır. Sanci'ye üçüncü? Aslında Çinliler böyle çeviriyor. Demek ki çevrilebiliyor ve anlatılabiliyor. Usop'un Almanca çevirisinde Lysop diye çevrildiğinden haberin var mı? Bence yok. Gördüğün gibi, gerekirse çevriliyor.

"Kuma'nın geçtiği bir sahnede "baksana ayı!" denmesi, bağlamı bulanıklaştırıyor."
— Çeviri, kaynak metindeki deneyimi hedef metinde yaşatmaktır. Japoncada kuma, ayı demektir. Şimdi bir örnek işleyelim.
ご覧ください、 くま 。(Goran kudasay kuma) Japoncada "lütfen bak ayı." demek. Japoncada böyle anlaşılan bir cümle Türkçeye "Lütfen bak kuma." diye çevrilmez. Çünkü karakterin ismi olmasını geçtim kendisi de bir ayı. Şrek'teki Eşek'in adı Eşek, karakterin kendisi de eşek! Sen bu karakterin çevirisini de bulanık buluyor musun? Bence bunu bulanık bularak kendi zekâna hakaret ediyorsun. Ha bu arada bu karakterin adı Almancada "Bartholomäus Bär" yani Bartalmay Ayı olarak çevriliyor. Heyt be Almanlar, Berkay'a sorsaydınız ya şu çeviriyi bağlam bulanıklaşıyormuş hâlbuki(!)


"Karakterin canon romanizasyonları varken, yazımını yerelleştirmeye çalışmak da bana ilginç geliyor. Romanizasyonu yalnızca transliterasyon olarak alıp, "ルフィ" isminin romanizasyonu "rufi" idir, bunun "Luffy" olarak yazılması bir çeviridir diyorsun anladığım kadarıyla. Romanizasyonun tranksripsiyon olarak da ele alınabileceğini, "ルフィ" isminin "Luffy" diye transkribe edilmesinin de İngilizce fonetiğine ve ortografisine uyduğunu düşünüyorum."
— Koca bir bilgisizlik. Ne yazsam bilemedim.

"Japonca ciltlerde de aranıyor posterlerinde bu şekilde yazılıyor çünkü."
— Okuma yazman var mı? Önceki paragraflarımda zaten bunun yanıtı var! ARANIYOR POSTERLERİ İNGİLİZCE SÜPERZEKÂ(!), POSTERDEKİ DEAD OR ALIVE FRANSIZCA DEĞİL HERHÂLDE!

"Burada fonetik/ortografik tercihin İngilizce yönünde yapılması yazar tercihi, nasıl King ve Queen'in katakana yazımlarının İngilizcedeki bu kelimelere sevkettiğini varsayıyorsak, aynı şekilde yazarın tercihine saygı duymak gerekir."
—Yantını verdik bunun canım; yazar, çeviriye müdahale edemez.

"Oda bir röportajında Luffy'nin adının İngilizce Luff (orsa etmek, rüzgâra doğru yelken almak) sözcüğünden gelmesinden memnun olduğunu belirtmişti. İsmi bu niyetle koymamış olsa da bu bağlantıyı benimsemiş yani. Orsacık demiyoruz karaktere yine de."
— E yani? Çevirmen isterse Lufi'yi Lütfi bile yapar? Ki Yunanca çevirisinde Lufi oldu sana Ντρέηκ (Drake)!

"Özel isimlerin çevrilmesine (?) istisna, Kuma'nın soyadına yaptığın çeviri bence. Havarinin hâlihazırda bir Türkçesi varsa, özellikle Bartholomew gibi Türkçede dil döndürmenin zor olduğu bir ismi o şekilde çevirmek OK'tur bence. Bu konuda çevirmen inisiyatifi devreye giriyor, bu işin ucu da Micheal Jordan'ın, Mikail Ürdün diye çevrilmesine çıkıyor çünkü."
— Bağlam gerektirirse Mikail Ürdün de olur. Çeviriyi genelleştirecek kadar sığ bakarak bu konudaki bilgisizliğiniz sınır tanımıyor. (Güzel söz bu, yaz bunu)

"Özel isim değil de lakaplara gelirsek, bunlar daha çevrilebilirler bence. Kuroashi'nin Kara Bacak, Mugiwara'nın Hasır Şapka olması eserin okunabilirliğini arttırıyor. Buralarda kelime oyunu olsa da (wara hem hasır, hem de kahkaha yansımasını ifade ediyor) bunların çevrilmesi imkânsız zaten. King ve Queen gibi lakapların çevrilmesiyse Oda'nın niyetini aşıyor yine bence. Kaido'nun tayfa temasını oluştururken, yabancı/batılı bir ambiyans da işin içine giriyor. Japonca bir seride, İngilizce bir tema yaratılıyor, kültürel çağrışım hedefleniyor. Her şeyin Türkçeye çevrildiği bir eserde, bunların da Türkçeleştirilmesi bu bağlamdan koparıyor tayfa temasını. Ayrıca önceki sayfalarda bahsedildiği gibi King'in hem kral, hem de kart oyunlarındaki papaz anlamlarına gelmesi gibi kelime oyunları söz konusu. Japonca kelime oyunlarını aktarmak mümkün olmasa da İngilzice üzerinden kurulanların okuyucularca anlaşılacağını varsaymak gerekiyor bence. Roman çevirisi yapmıyorsun sonuçta, scanlation çevirisi yapıyorsun. Gold Roger'ı, Altın Roger diye çevirirsen "aslında adım Altın Roger değil, Gol D. Roger" kelime oyunun hiçbir anlamı kalmıyor. "Altı N. Roger" gibi komik bir çeviri yaparsan da Dünya Hükûmeti'nin "D." adının üstünü kapattığı bağlamı yok etmiş oluyorsun. Bu noktada okuyucuların artık "gold" kelimesinin ne anlama geldiğini bileceklerini varsayman gerekiyor."
— Her şey çevrilir. Gol D. Roger adı üzerinden yaptığın tekil örnek ile çeviriyi genelleştirmeye yönelik bakış açının sığlığı yine sınır tanımamış. Maymunca açıklayayım en iyisi. Yazar ne anlatıyor? "muz vermek maymuna" Türkçeye nasıl çevrilir? "muz vermek maymuna" Japoncadaki anlam haritası, Japonca metinde kalır. Türkçeye harfiyen geçirilemez. Çünkü çevirinin amacı zaten dört dörtlük bir anlam haritası çıkarmak değildir, anlatabildiğini anlatmaktır.

"Monkey soyadı için de aynısını düşünüyorum. Japoncada maymun "saru", monkey değil. Luffy'nin soyadı tabii ki maymuna işaret ediyor ama orijinal eserde başka bir dilde telaffuz edilen adı, çeviride tek dile indirgemek, nüans kaybına yol açıyor bence. Kizaru için "ışık maymunu" demen bile daha OK geliyor bana."
— Japonca bilmiyorsun, bari temel dil bilgin olsun. Bir dilde her bir ifade, bir kelime ile karşılanmaz. Türkçede beyaz demek için sadece beyaz yoktur, ak da vardır. Akı ve boku karıştırmayalım. Japoncada "モンキー monki" ise işlek söz olarak sözlüklerde bile yer alır. Yani vardır ve çevrilir. Japonlar anlar. OK.

Paragrafın kalanında kayda değer bir şey yok. Boş.
 
Paragrafındaki kısımlara tırnak içine alarak yanıt vereceğim.

"Bu kelimelerin hepsi cumhuriyet sonrası yapılan dil devrimiyle türetilmiş kelimeler. Bunlardaki son ekin Türkçe kökenli olup olmadığı da tartışmalı. Geoffrey Lewis'in Türk dil reformu üzerine yazdığı bir kitaptan alıntı bırakıyorum:"
— Bir kelimenin etimolojisi değersizdir. Örnek verdiğim kelimeleri anlıyor musun? Anlıyorsun, demek ki kavrıyorsun. Bu bağlamda Geoffrey Lewis gibi dil bilimine etimolojik yaklaşabilecek kadar cahil biri ve yazdığı kitabın kendisinin de adı gibi "trajik" olması başka bir dosya konusu.
Kelimenin etimolojisi, kelimenin anlamının oluşturulduğu bağlamı ifade eder. Kendini çevirmen olarak atfeden birinin "etimoloji değersizdir" gibi bir cümle kurması en iyi senaryoda talihsiz bir söylem olmuş. Ayrıca Oxford'da Türkçe profesörlüğü yapan bir Türkoloğa cahil demek nasıl bir zihniyet anlamadım. Önceki sayfalardaki Derrida'lı mesajından akademik üsluba bu kadar uzak olduğunu anlamalıydım.

"Nami'ye dalga, Sanji'ye üçüncü, Usopp'a yalanpp demek seriyi yepyeni bir bağlama taşımak demek oluyor."
— Karakterler gerekirse bu şekilde çevrilir. Nami'ye Dalga demek gerekir mi? Hayır. Sanci'ye üçüncü? Aslında Çinliler böyle çeviriyor. Demek ki çevrilebiliyor ve anlatılabiliyor. Usop'un Almanca çevirisinde Lysop diye çevrildiğinden haberin var mı? Bence yok. Gördüğün gibi, gerekirse çevriliyor.
Çinlilerin Sanji'yi bu şekilde çevirdiğine dair bir kaynak bulamadım. Gördüğüm yaygın çeviriler (香吉士, 山智, 山治) ve hepsi fonetik olarak yakınsamaya çalışıyor. Ayrıca, Çince logografik ortografisi gereği salt fonetik transkripsiyon yapabilecek bir dil değil. Çeviri yaparken semantik aktarımı da göz önünde bulundurmak zorundalar. Logografik bir yazı sistemine sahip bir dil, fonetik bir alfabesi olan Türkçeye emsal teşkil etmez bu konuda. Yine de bu isimlerin hiçbirinin "üçüncü" demek olduğunu sanmıyorum. Hatta burada dahası da var, hiçbirinde 三 karakteri yok. Çince bilmiyorsun, temel dil bilgisi bilmiyorsun diye söyleneceksin ama bu kadarını kontrol edebilecek kadar Çince dersi aldım.

Almanca çevirisinde Luffy'nin tam adı Monkey D. Ruffy diye geçiyor. Affe D. Ruffy diye geçmiyor. Niye cımbızlama yapıyorsun?

"Kuma'nın geçtiği bir sahnede "baksana ayı!" denmesi, bağlamı bulanıklaştırıyor."
— Çeviri, kaynak metindeki deneyimi hedef metinde yaşatmaktır. Japoncada kuma, ayı demektir. Şimdi bir örnek işleyelim.
ご覧ください、 くま 。(Goran kudasay kuma) Japoncada "lütfen bak ayı." demek. Japoncada böyle anlaşılan bir cümle Türkçeye "Lütfen bak kuma." diye çevrilmez. Çünkü karakterin ismi olmasını geçtim kendisi de bir ayı. Şrek'teki Eşek'in adı Eşek, karakterin kendisi de eşek! Sen bu karakterin çevirisini de bulanık buluyor musun? Bence bunu bulanık bularak kendi zekâna hakaret ediyorsun. Ha bu arada bu karakterin adı Almancada "Bartholomäus Bär" yani Bartalmay Ayı olarak çevriliyor. Heyt be Almanlar, Berkay'a sorsaydınız ya şu çeviriyi bağlam bulanıklaşıyormuş hâlbuki(!)
Shrek bir fabl parodisi. Oradaki eşek de bir özgün bir kişilik olsun diye değil, konuşan hayvan arketipini temsil etsin diye yaratılmış bir karakter. One Piece kendi anlatısı olan bir eser. Mihawk'u Şahin veya Şahin Göz (Mi ön ekinin, görmek olan "miru" fiilinden geldiğini varsayarak) diye çevirirsen önceki mesajımda belirttiğim gereksiz tekrara düşeceksin. Çünkü yazar orada iki ayrı dil üzerinden karakterin kimliğini inşa ediyor.

"Japonca ciltlerde de aranıyor posterlerinde bu şekilde yazılıyor çünkü."
— Okuma yazman var mı? Önceki paragraflarımda zaten bunun yanıtı var! ARANIYOR POSTERLERİ İNGİLİZCE SÜPERZEKÂ(!), POSTERDEKİ DEAD OR ALIVE FRANSIZCA DEĞİL HERHÂLDE!

"Burada fonetik/ortografik tercihin İngilizce yönünde yapılması yazar tercihi, nasıl King ve Queen'in katakana yazımlarının İngilizcedeki bu kelimelere sevkettiğini varsayıyorsak, aynı şekilde yazarın tercihine saygı duymak gerekir."
—Yantını verdik bunun canım; yazar, çeviriye müdahale edemez.
Aranıyor posterlerinin İngilizce olması, yazarın sana resmî bir transkripsiyon verdiği gerçeğini değiştirmiyor. Buradaki yazım, serinin global kimlik inşasının, markalaşma sürecinin bir çıktısı. Ayrıca yazar çeviriye pekâlâ müdahale eder. Tolkien bizzat rehber yazmış eserlerinin çevirisi için:

"All names not in the following list should be left entirely unchanged in any language used in translation (LT), except that inflexional s, es should be rendered according to the grammar of the LT."

"Monkey soyadı için de aynısını düşünüyorum. Japoncada maymun "saru", monkey değil. Luffy'nin soyadı tabii ki maymuna işaret ediyor ama orijinal eserde başka bir dilde telaffuz edilen adı, çeviride tek dile indirgemek, nüans kaybına yol açıyor bence. Kizaru için "ışık maymunu" demen bile daha OK geliyor bana."
— Japonca bilmiyorsun, bari temel dil bilgin olsun. Bir dilde her bir ifade, bir kelime ile karşılanmaz. Türkçede beyaz demek için sadece beyaz yoktur, ak da vardır. Akı ve boku karıştırmayalım. Japoncada "モンキー monki" ise işlek söz olarak sözlüklerde bile yer alır. Yani vardır ve çevrilir. Japonlar anlar. OK.

Paragrafın kalanında kayda değer bir şey yok. Boş.
"モンキー" bir loanword. Oda, Saru D. Luffy değil de Monkey D. Luffy diyorsa orada egzotik bir isim koymak istiyordur. Önümüzdeki dönem JP202 alıyor olacağım okulda, "モンキー" kelimesini bilmeyecek kadar dile uzak değilim.

Sense forumda tartışma adabından uzak öküzün tekisin. Salyalarını sil.
 
Kelimenin etimolojisi, kelimenin anlamının oluşturulduğu bağlamı ifade eder. Kendini çevirmen olarak atfeden birinin "etimoloji değersizdir" gibi bir cümle kurması en iyi senaryoda talihsiz bir söylem olmuş. Ayrıca Oxford'da Türkçe profesörlüğü yapan bir Türkoloğa cahil demek nasıl bir zihniyet anlamadım. Önceki sayfalardaki Derrida'lı mesajından akademik üsluba bu kadar uzak olduğunu anlamalıydım.


Çinlilerin Sanji'yi bu şekilde çevirdiğine dair bir kaynak bulamadım. Gördüğüm yaygın çeviriler (香吉士, 山智, 山治) ve hepsi fonetik olarak yakınsamaya çalışıyor. Ayrıca, Çince logografik ortografisi gereği salt fonetik transkripsiyon yapabilecek bir dil değil. Çeviri yaparken semantik aktarımı da göz önünde bulundurmak zorundalar. Logografik bir yazı sistemine sahip bir dil, fonetik bir alfabesi olan Türkçeye emsal teşkil etmez bu konuda. Yine de bu isimlerin hiçbirinin "üçüncü" demek olduğunu sanmıyorum. Hatta burada dahası da var, hiçbirinde 三 karakteri yok. Çince bilmiyorsun, temel dil bilgisi bilmiyorsun diye söyleneceksin ama bu kadarını kontrol edebilecek kadar Çince dersi aldım.

Almanca çevirisinde Luffy'nin tam adı Monkey D. Ruffy diye geçiyor. Affe D. Ruffy diye geçmiyor. Niye cımbızlama yapıyorsun?


Shrek bir fabl parodisi. Oradaki eşek de bir özgün bir kişilik olsun diye değil, konuşan hayvan arketipini temsil etsin diye yaratılmış bir karakter. One Piece kendi anlatısı olan bir eser. Mihawk'u Şahin veya Şahin Göz (Mi ön ekinin, görmek olan "miru" fiilinden geldiğini varsayarak) diye çevirirsen önceki mesajımda belirttiğim gereksiz tekrara düşeceksin. Çünkü yazar orada iki ayrı dil üzerinden karakterin kimliğini inşa ediyor.


Aranıyor posterlerinin İngilizce olması, yazarın sana resmî bir transkripsiyon verdiği gerçeğini değiştirmiyor. Buradaki yazım, serinin global kimlik inşasının, markalaşma sürecinin bir çıktısı. Ayrıca yazar çeviriye pekâlâ müdahale eder. Tolkien bizzat rehber yazmış eserlerinin çevirisi için:

"All names not in the following list should be left entirely unchanged in any language used in translation (LT), except that inflexional s, es should be rendered according to the grammar of the LT."


"モンキー" bir loanword. Oda, Saru D. Luffy değil de Monkey D. Luffy diyorsa orada egzotik bir isim koymak istiyordur. Önümüzdeki dönem JP202 alıyor olacağım okulda, "モンキー" kelimesini bilmeyecek kadar dile uzak değilim.

Sense forumda tartışma adabından uzak öküzün tekisin. Salyalarını sil.
"Kelimenin etimolojisi, kelimenin anlamının oluşturulduğu bağlamı ifade eder. Kendini çevirmen olarak atfeden birinin "etimoloji değersizdir" gibi bir cümle kurması en iyi senaryoda talihsiz bir söylem olmuş. Ayrıca Oxford'da Türkçe profesörlüğü yapan bir Türkoloğa cahil demek nasıl bir zihniyet anlamadım. Önceki sayfalardaki Derrida'lı mesajından akademik üsluba bu kadar uzak olduğunu anlamalıydım."
— Boş muhabbet. Konuşmaya bile değmez. Anladıktan sonra etimoloji bir avuç çöptür.

"Çinlilerin Sanji'yi bu şekilde çevirdiğine dair bir kaynak bulamadım. Gördüğüm yaygın çeviriler (香吉士, 山智, 山治) ve hepsi fonetik olarak yakınsamaya çalışıyor. Ayrıca, Çince logografik ortografisi gereği salt fonetik transkripsiyon yapabilecek bir dil değil. Çeviri yaparken semantik aktarımı da göz önünde bulundurmak zorundalar. Logografik bir yazı sistemine sahip bir dil, fonetik bir alfabesi olan Türkçeye emsal teşkil etmez bu konuda. Yine de bu isimlerin hiçbirinin "üçüncü" demek olduğunu sanmıyorum. Hatta burada dahası da var, hiçbirinde 三 karakteri yok. Çince bilmiyorsun, temel dil bilgisi bilmiyorsun diye söyleneceksin ama bu kadarını kontrol edebilecek kadar Çince dersi aldım. "
— 'Çeviri yaparken semantik aktarımı da göz önünde bulundurmak zorundalar.' Bu cümlen 'özel adların Çincede çevrildiğini kabul etmeni' özetlerken Çince hakkında bilgisizliğini de gözler önüne seriyor. Çincedeki hanzıların ses değeri taşımadığını mı sanıyorsun sen? Bir kelime Çincede fonetize edilerek de yazılır, bak Lufi'yi nasıl da yazmış hergeleler. Semantik aktarımı göz önünde bulundurmak zorunda değiller. Semantiği tercih ediyor olmaları, çeviri anlayışlarından. Çince derslerini tekrar al bence.


"Almanca çevirisinde Luffy'nin tam adı Monkey D. Ruffy diye geçiyor. Affe D. Ruffy diye geçmiyor. Niye cımbızlama yapıyorsun?"
—Özel adlar çevrilmez diyen birine çevrileri yapılmış karakter adlarının örneğini veriyorum ve bunları kendi sorduğu sorular üzerinden örneklendiriyorum: kuma dedin çevrilmişini aha gösterdim. Senin yargılarına göre yanıt vermiş olmam, yine senin cımbızlamandan kaynaklı? Niye çevrilmemişini örnek vereyim ki? Ek olarak Almanca çevirisine bakıp o "Luffy" methiyenin Ruffy ile son bulduğunu da öğrenmiş oldun bak.

"Shrek bir fabl parodisi. Oradaki eşek de bir özgün bir kişilik olsun diye değil, konuşan hayvan arketipini temsil etsin diye yaratılmış bir karakter. One Piece kendi anlatısı olan bir eser. Mihawk'u Şahin veya Şahin Göz (Mi ön ekinin, görmek olan "miru" fiilinden geldiğini varsayarak) diye çevirirsen önceki mesajımda belirttiğim gereksiz tekrara düşeceksin. Çünkü yazar orada iki ayrı dil üzerinden karakterin kimliğini inşa ediyor. "
— Eşek, eşektir; ayı, ayıdır. Bunların başka metinlerde geçiyor olmaları, kelimelerin anlamlarını veya yapılarını başkalaştırmıyor?

"Aranıyor posterlerinin İngilizce olması, yazarın sana resmî bir transkripsiyon verdiği gerçeğini değiştirmiyor. Buradaki yazım, serinin global kimlik inşasının, markalaşma sürecinin bir çıktısı. "
— Az önce Ruffy örneğiyle kendi ayağına sıktın. Ne anlatıyorsun sen? Bak Luffy, Ruffy olmuş. Sakın İtalyancasına bakma, orada da Lufy. xd

"Ayrıca yazar çeviriye pekâlâ müdahale eder. Tolkien bizzat rehber yazmış eserlerinin çevirisi için:

"All names not in the following list should be left entirely unchanged in any language used in translation (LT), except that inflexional s, es should be rendered according to the grammar of the LT." "

— Tolkien dil konusunda faşist ve çeviri konusunda cahildir. Çeviri bilen biri, çevirilere engel koymaz, çünkü çeviri, anlatılabilirlik için vardır. Tekil örnektir bu, genele vurulamaz. Resmî yayımcılar bunu izlemek zorunda kalsalar da "korsan" çevirmenler, Tolkien'e "canın cehenneme" deyip her birini çevirebilir. Hâlâ öğrenemedin gitti: Biz KORSANIZ!

""モンキー" bir loanword. Oda, Saru D. Luffy değil de Monkey D. Luffy diyorsa orada egzotik bir isim koymak istiyordur. Önümüzdeki dönem JP202 alıyor olacağım okulda, "モンキー" kelimesini bilmeyecek kadar dile uzak değilim. "
— Kendi yazdığın bir önceki mesajını yalanlayan bir paragraf var burada: az önce yalancılığını ifşa ettin LYSOP! Japoncada var ve anlaşılıyor ise niye Japoncada sadece saru anlaşılıyor iması yapıyorsun? İnsanları neden kendi ideolojine hizmet edercesine salaklaştırıyor, gerçeği gizliyorsun? Bir paragraf öncesinde Japonca cahili olan vatandaş, bu paragrafta Japonca profesörü olmuş ve monki kelimesini Japoncada anlaşılır kabul etmiş. Tanrı kahretsin, yüce Animan Efendi, bu misyonerin daha ne yalanlarını çıkaracak acaba?


"Sense forumda tartışma adabından uzak öküzün tekisin. Salyalarını sil."
— Cahil birine ders verirken bazen coşabiliyorum, kusura bakma.
 
"Kelimenin etimolojisi, kelimenin anlamının oluşturulduğu bağlamı ifade eder. Kendini çevirmen olarak atfeden birinin "etimoloji değersizdir" gibi bir cümle kurması en iyi senaryoda talihsiz bir söylem olmuş. Ayrıca Oxford'da Türkçe profesörlüğü yapan bir Türkoloğa cahil demek nasıl bir zihniyet anlamadım. Önceki sayfalardaki Derrida'lı mesajından akademik üsluba bu kadar uzak olduğunu anlamalıydım."
— Boş muhabbet. Konuşmaya bile değmez. Anladıktan sonra etimoloji bir avuç çöptür.

"Çinlilerin Sanji'yi bu şekilde çevirdiğine dair bir kaynak bulamadım. Gördüğüm yaygın çeviriler (香吉士, 山智, 山治) ve hepsi fonetik olarak yakınsamaya çalışıyor. Ayrıca, Çince logografik ortografisi gereği salt fonetik transkripsiyon yapabilecek bir dil değil. Çeviri yaparken semantik aktarımı da göz önünde bulundurmak zorundalar. Logografik bir yazı sistemine sahip bir dil, fonetik bir alfabesi olan Türkçeye emsal teşkil etmez bu konuda. Yine de bu isimlerin hiçbirinin "üçüncü" demek olduğunu sanmıyorum. Hatta burada dahası da var, hiçbirinde 三 karakteri yok. Çince bilmiyorsun, temel dil bilgisi bilmiyorsun diye söyleneceksin ama bu kadarını kontrol edebilecek kadar Çince dersi aldım. "
— 'Çeviri yaparken semantik aktarımı da göz önünde bulundurmak zorundalar.' Bu cümlen 'özel adların Çincede çevrildiğini kabul etmeni' özetlerken Çince hakkında bilgisizliğini de gözler önüne seriyor. Çincedeki hanzıların ses değeri taşımadığını mı sanıyorsun sen? Bir kelime Çincede fonetize edilerek de yazılır, bak Lufi'yi nasıl da yazmış hergeleler. Semantik aktarımı göz önünde bulundurmak zorunda değiller. Semantiği tercih ediyor olmaları, çeviri anlayışlarından. Çince derslerini tekrar al bence.


"Almanca çevirisinde Luffy'nin tam adı Monkey D. Ruffy diye geçiyor. Affe D. Ruffy diye geçmiyor. Niye cımbızlama yapıyorsun?"
—Özel adlar çevrilmez diyen birine çevrileri yapılmış karakter adlarının örneğini veriyorum ve bunları kendi sorduğu sorular üzerinden örneklendiriyorum: kuma dedin çevrilmişini aha gösterdim. Senin yargılarına göre yanıt vermiş olmam, yine senin cımbızlamandan kaynaklı? Niye çevrilmemişini örnek vereyim ki? Ek olarak Almanca çevirisine bakıp o "Luffy" methiyenin Ruffy ile son bulduğunu da öğrenmiş oldun bak.

"Shrek bir fabl parodisi. Oradaki eşek de bir özgün bir kişilik olsun diye değil, konuşan hayvan arketipini temsil etsin diye yaratılmış bir karakter. One Piece kendi anlatısı olan bir eser. Mihawk'u Şahin veya Şahin Göz (Mi ön ekinin, görmek olan "miru" fiilinden geldiğini varsayarak) diye çevirirsen önceki mesajımda belirttiğim gereksiz tekrara düşeceksin. Çünkü yazar orada iki ayrı dil üzerinden karakterin kimliğini inşa ediyor. "
— Eşek, eşektir; ayı, ayıdır. Bunların başka metinlerde geçiyor olmaları, kelimelerin anlamlarını veya yapılarını başkalaştırmıyor?

"Aranıyor posterlerinin İngilizce olması, yazarın sana resmî bir transkripsiyon verdiği gerçeğini değiştirmiyor. Buradaki yazım, serinin global kimlik inşasının, markalaşma sürecinin bir çıktısı. "
— Az önce Ruffy örneğiyle kendi ayağına sıktın. Ne anlatıyorsun sen? Bak Luffy, Ruffy olmuş. Sakın İtalyancasına bakma, orada da Lufy. xd

"Ayrıca yazar çeviriye pekâlâ müdahale eder. Tolkien bizzat rehber yazmış eserlerinin çevirisi için:

"All names not in the following list should be left entirely unchanged in any language used in translation (LT), except that inflexional s, es should be rendered according to the grammar of the LT." "

— Tolkien dil konusunda faşist ve çeviri konusunda cahildir. Çeviri bilen biri, çevirilere engel koymaz, çünkü çeviri, anlatılabilirlik için vardır. Tekil örnektir bu, genele vurulamaz. Resmî yayımcılar bunu izlemek zorunda kalsalar da "korsan" çevirmenler, Tolkien'e "canın cehenneme" deyip her birini çevirebilir. Hâlâ öğrenemedin gitti: Biz KORSANIZ!

""モンキー" bir loanword. Oda, Saru D. Luffy değil de Monkey D. Luffy diyorsa orada egzotik bir isim koymak istiyordur. Önümüzdeki dönem JP202 alıyor olacağım okulda, "モンキー" kelimesini bilmeyecek kadar dile uzak değilim. "
— Kendi yazdığın bir önceki mesajını yalanlayan bir paragraf var burada: az önce yalancılığını ifşa ettin LYSOP! Japoncada var ve anlaşılıyor ise niye Japoncada sadece saru anlaşılıyor iması yapıyorsun? İnsanları neden kendi ideolojine hizmet edercesine salaklaştırıyor, gerçeği gizliyorsun? Bir paragraf öncesinde Japonca cahili olan vatandaş, bu paragrafta Japonca profesörü olmuş ve monki kelimesini Japoncada anlaşılır kabul etmiş. Tanrı kahretsin, yüce Animan Efendi, bu misyonerin daha ne yalanlarını çıkaracak acaba?


"Sense forumda tartışma adabından uzak öküzün tekisin. Salyalarını sil."
— Cahil birine ders verirken bazen coşabiliyorum, kusura bakma.
Çincede hanzılar ses değeri taşımıyor diye nerede demişim? Direkt alıntıladığın mesajda, Sanji ismi için yaptıkları çeviride öncelikli olarak fonetik olarak yakınsamaya çalıştıklarını söylemişim ben de zaten. Maymunca anlatayım mı okuduklarımı anlamıyorsan? Çinliler yapabildikleri her zaman semantik çeviriyi de göz önünde bulundurarak çeviri yapıyorlar. Luffy'nin Çince çevirisi 魯夫 kaba, budala ve erkek karakterlerinden oluşuyor. Luffy'yi betimlediğini düşünmüyorsan seriyi baştan oku.

İşine geldiğinde başka çevirileri referans gösterip, işine gelmediğin kısımları kırpmandan bahsettim. Ben başka çevirileri referans göstermiyorum? Bu safsataya başvuran yalnız sensin. :3

Bağlam bağlam diye saydırıp; eşek eşektir, ayı ayıdır demen komik. Shrek bir fabl parodisi, eşeğin eşek olarak kalması gerekiyor. Kaldı ki eşek, karakterin adı bile değil zaten. Kuma'nın adı Kuma.

Oxford'da profesörlük yapan 2 ayrı akademisyene cahil diyecek kadar neyine güveniyorsun bilmiyorum. Yaklaşımlarını benimsemiyor olabilirsin ama bu unapologetic dilin seni bir ergenden farksız kılıyor. Korsan bir çevirmen olarak sen istediğin haltı yiyebilirsin, millet de gelip seni burada eleştirebilir. İstediğin de o gibi zaten, ilgiye ihtiyaç duyduğunda ara ara şifreni hatırla yine uğra böyle buralara.

Ben Japoncada sadece saru anlaşılıyor iması vermedim. Mesajımda direkt "monkey kelimesi tabii ki maymuna işaret ediyor" demişim. Orada da dediğimi yineliyorum, yazarın saru değil de monkey kelimesini kullanması bilinçli.

Ağzındaki salyaları silip yazdıklarımı doğru okumaya karar verirsen devam edelim. Aslında yazdıklarımın sen de farkındasın da laf cambazlığı yapmak işine geliyor şu an.
 
Son düzenleme:
Çincede hanzılar ses değeri taşımıyor diye nerede demişim? Direkt alıntıladığın mesajda, Sanji ismi için yaptıkları çeviride öncelikli olarak fonetik olarak yakınsamaya çalıştıklarını söylemişim ben de zaten. Maymunca anlatayım mı okuduklarımı anlamıyorsan? Çinliler yapabildikleri her zaman semantik çeviriyi de göz önünde bulundurarak çeviri yapıyorlar. Luffy'nin Çince çevirisi 魯夫 kaba, budala ve erkek karakterlerinden oluşuyor. Luffy'yi betimlediğini düşünmüyorsan seriyi baştan oku.

İşine geldiğinde başka çevirileri referans gösterip, işine gelmediğin kısımları kırpmandan bahsettim. Ben başka çevirileri referans göstermiyorum? Bu safsataya başvuran yalnız sensin. :3

Bağlam bağlam saydırıp; eşek eşektir, ayı ayıdır demen komik. Shrek bir fabl parodisi, eşeğin eşek olarak kalması gerekiyor. Kaldı ki eşek, karakterin adı bile değil zaten. Kuma'nın adı Kuma.

Oxford'da profesörlük yapan 2 ayrı akademisyene cahil diyecek kadar neyine güveniyorsun bilmiyorum. Yaklaşımlarını benimsemiyor olabilirsin ama bu unapologetic dilin seni bir ergenden farksız kılıyor. Korsan bir çevirmen olarak sen istediğin haltı yiyebilirsin, millet de gelip seni burada eleştirebilir. İstediğin de o gibi zaten, ilgiye ihtiyaç duyduğunda ara ara şifreni hatırla yine uğra böyle buralara.

Ben Japoncada sadece saru anlaşılıyor iması vermedim. Mesajımda direkt "monkey kelimesi tabii ki maymuna işaret ediyor" demişim. Orada da dediğimi yineliyorum, yazarın saru değil de monkey kelimesini kullanması bilinçli.

Ağzındaki salyaları silip yazdıklarımı doğru okumaya karar verirsen devam edelim. Aslında yazdıklarımın sen de farkındasın da laf cambazlığı yapmak işine geliyor şu an.
"Çincede hanzılar ses değeri taşımıyor diye nerede demişim? Direkt alıntıladığın mesajda, Sanji ismi için yaptıkları çeviride öncelikli olarak fonetik olarak yakınsamaya çalıştıklarını söylemişim ben de zaten. Maymunca anlatayım mı okuduklarımı anlamıyorsan? Çinliler yapabildikleri her zaman semantik çeviriyi de göz önünde bulundurarak çeviri yapıyorlar. Luffy'nin Çince çevirisi 魯夫 kaba, budala ve erkek karakterlerinden oluşuyor. Luffy'yi betimlediğini düşünmüyorsan seriyi baştan oku."
— Evet, Cengiz Han Çincede "Tamamlanmış Şanslı Düşünce Ter" demek. Ya da fonetize etmişler ha, öyle mi desek? Çoppar'ı "乔巴" uzun ve bar hanzıların anlamlarıyla anlatmışlar mesela. Çok anlamlı değil mi? Tam uyuyor karaktere ya, uzun ve bar! Zorunda değiller diyorum, tekil örneklerle genele vurup duruyorsun. Dar bakış açın var, genişlet. Çince her zaman öyle işlemiyor canım. Dersleri tekrar al, sadece tavsiye.

"işine geldiğinde başka çevirileri referans gösterip, işine gelmediğin kısımları kırpmandan bahsettim. Ben başka çevirileri referans göstermiyorum? Bu safsataya başvuran yalnız sensin. :3"
— Bu doğrultuda özel adların çevrildiğini de öğrenmiş oldun.

"Bağlam bağlam saydırıp; eşek eşektir, ayı ayıdır demen komik. Shrek bir fabl parodisi, eşeğin eşek olarak kalması gerekiyor. Kaldı ki eşek, karakterin adı bile değil zaten. Kuma'nın adı Kuma. "
— Şrek'in fabl parodisi olması, çeviride bir korelasyon teşkil etmiyor. Eşek'in özel adı Eşek bu arada. Resmî Dreamworks sitesinde karakterin adı büyük harf ile başlayarak "Donkey" olarak yazılıyor. Ha sen bunu bile bilmiyorsundur ama söyleyeyim: özel adların ilk harfi büyük olur, şayet sıradan bir hayvan adı olsa idi "donkey" olarak yazılması gerekirdi. xd Tüh ya, Japoncayı yalayıp yutmuş Ayumi von Borcke yanlış çevirmiş, Korsanfan'daki anonim ve Japoncayı çat pat öğrenen Berkay doğru biliyor, Kuma yazılması gerekirdi, değil mi?

"Oxford'da profesörlük yapan 2 ayrı akademisyene cahil diyecek kadar neyine güveniyorsun bilmiyorum. Yaklaşımlarını benimsemiyor olabilirsin ama bu unapologetic dilin seni bir ergenden farksız kılıyor. Korsan bir çevirmen olarak sen istediğin haltı yiyebilirsin, millet de gelip seni burada eleştirebilir. İstediğin de o gibi zaten, ilgiye ihtiyaç duyduğunda ara ara şifreni hatırla yine uğra böyle buralara."
— Aferin onlara.

"Ben Japoncada sadece saru anlaşılıyor iması vermedim. Mesajımda direkt "monkey kelimesi tabii ki maymuna işaret ediyor" demişim. Orada da dediğimi yineliyorum, yazarın saru değil de monkey kelimesini kullanması bilinçli."
— Yok, yok. Saru kullansaydı sen ona da "karakterin özel adı o, maymun demek değil" derdin, geleceği görebiliyorum ben (Gözlem Hakisi).

"Ağzındaki salyaları silip yazdıklarımı doğru okumaya karar verirsen devam edelim. Aslında yazdıklarımın sen de farkındasın da laf cambazlığı yapmak işine geliyor şu an."
—Salya ile ne alıp veremediğin var anlamadım, iki paragrafın sonunda duvara toslamış kamyon gibi patinaj atıp duruyorsun. Ben dünya dillerinden çeviriler gösterirken sen "ya banane banane ben ondan istiyom" deyip çevrilmemesinde diretiyorsun. Çevriliyor, çevrilmiş, uzatmanın da bir anlamı yok. Almanca cildini al ve; Lysop, Bär özel adlarının üzerlerini çizip usopp, kuma yazıp durarak günlüğüne yaz.
 
Yanlış yapıyorsunuz. İnternet çağındayız, insan isterse Luffy'e küfürlü dublaj yapar onu yayımlar. Kendi çevirsin bir şeyler. Bakınca şöyle bi iç çekip "Ulan ne güzel çeviriyorum şu seriyi..." desin. Siz de farklı kaynaklara yönelin, prim vermeyin, muhatap olmayın.
 
Korsanfan.com Her Hakkı Saklıdır. 2008-2023.
Tasarım Korsanfan V.6.0
Yukarı Çık